Üretra Darlığı

Prof.Dr.Bülent Alıcı:- Bu gün, Prof.Dr.Oktay Demirkesen ile Üretra darlıklarını konuşacağız. Önemli bir sağlık sorunu olarak gördüğümüz, üretra darlıkları konusunda,  Oktay Demirkesen bize bilgiler aktaracak. Oktay Bey, üretra darlıkları, oldukça sık karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi, bizi çok uğraştırıyor. Ne sıklıkta görülen bir problem bu üretra darlıkları ve sebepleri nelerdir?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Şimdi, üretra darlıkları için ülkemiz açısından bakarsak, bir istatistikten bahsetmek mümkün değil, ama, dünyada Uluslararası boyutta çalışmalar var. Burada,  binde 5-6 civarında rakamlar bildiriliyor. Ama önemli bir sağlık problemi ve tedavisi açısından, bir takım zorluklarla karşılaşılması açısından oldukça, önemli bir sağlık sorunu diyebiliriz. Neden gelişiyor sorusuna cevap verirsek eğer, bir kaç sebepten bahsetmek mümkün. Bunlar arasında, travma, yani, trafik kazaları ve başka travmalarla oluşan darlıklar, bir takım enflamasyonlar, enfeksiyonlarla gelişenler, yapılan, o bölgeye cerrahi girişimler ya da sondalama sonrası gelişen darlıklardan bahsetmek mümkün diyebiliriz.

Prof.Dr.Bülent Alıcı:-  Peki. Bu üretra dediğimiz idrar kesesiyle işediğimiz noktaya kadar olan bir boru sistemi, en çok hangi bölgelerde darlık oluyor?  Tedavi edilmezse nasıl seyrediyor?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Tabi, dediğiniz gibi bir boru olarak kabul edebileceğimiz üretrayı, üç bölüme ayırmak mümkün. Bir, ilk penisten çıktığı bölge, en dıştaki bölgeden bahsedebiliriz. İkincisi, penis boyunca olan bölge ve daha sonra daha arkada, prostat içinden geçip mesaneye ulaşan arka bölüm, olarak bölümlendirebiliriz. Hepsinin, her bölgedeki darlıkların kendine has bir takım özellikleri var. Darlıklar tedavi edilmezse ne olur? Burada en kötü  sonuç olarak böbreklerde şişmeye varabilecek durumlar söz konusu olabilir. Bu tabi, darlığın derecesiyle ilişkili bir durum.

Prof.Dr.Bülent Alıcı:- Evet. Üretra darlığı gelişen birisinde, tedavi etmemiz gerekirse, hangi metotlarla tedavi edebiliyoruz?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Yine, darlığın nerede olduğuna bağlı olarak değişmekle birlikte, üç ana tedavi metodundan bahsedebiliriz. Bir tanesi, çok uzun zamandan beri uygulanan genişletme yöntemi diyebiliriz. İkincisi, kapalı yöntemle yapılan girişimler,  üçüncüsüde açık yöntemle yapılan, plastik, rekonstrüktif olarak adlandırabileceğimiz girişimler olabilir.

Prof.Dr.Bülent Alıcı:-  Biraz önce değindiğiniz,  değişik yöntemlerden, üretra darlığında, kapalı tedavi  yöntemi nedir, kime yapılmalıdır?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:-  Kapalı tedavi yöntemi aslında, oldukça sık uygulanan bir tedavi yöntemi.  Endoskopik yöntemlerin gelişmesi ile birlikte uygulanan bir yöntem. Ama burada, darlığın özellikleri çok önemli. Özellikle, kısa darlıklarda tercih edilmeli ve tekrarlama durumlarında da devamlı uygulanmaması gereken bir yöntem.Yeni uygulamada, birden fazla ya da biraz daha toleransla iki kereden fazla kapalı yöntemle darlığı açmayı uygulamamak lazımdır. Eğer, tekrarlama söz konusuysa o zaman, açık, rekonstrüktif yöntemleri tercih etmek gerekir.

Prof.Dr.Bülent Alıcı:- Son olarak, açık cerrahiyi kimlere uygulamalıyız? Bir de hangi yöntemle yapıyorsunuz?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Bu tip açık, rekonstüktif yöntemler, duruma göre değişebilir. Ama, darlık bölgesini çıkararak, kalan sağlam dokunun birbirine dikilmesi şeklinde uygulanabilecek yöntemler söz konusudur. Ancak, bu her zaman söz konusu olmayabilir. Bu durumlarda da o bölgeye başka dokular getirmek gerekir. Bunun için çeşitli yöntemler var ama, güncel olarak uygulanan, bu borunun  özelliklerine benzer yapıda olması dolayısıyla, ağız içinden alınan parçaların bu bölgeye getirilerek yeni bir üretra ya da dar olan kısmın genişletilmesi açısından yapılan girişimler oldukça gündemde ve başarıyla uygulanmakta.

Prof.Dr.Bülent Alıcı:- Çok teşekkürler.

İlgili Yazılar

  • Üretra Darlığı

Üretra Darlığı

Prof. Dr. Oktay Demirkesen

Prof. Dr. Oktay Demirkesen

1962 yılında doğdu. 1980 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden, 1987 yılında ise İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1988-1993 yılları arasında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi aldı. 2002 yılında doçentlik ünvanını, 2008 yılında da profesörlük ünvanını aldı. Halen Forte Üroloji’de çalışmalarına devam etmekte.