Stres tip idrar kaçırma

Prof. Dr. Süleyman Ataus: İdrar kaçırmanın değişik tipleri var. Bunlardan biri de stres tipi idrar kaçırma. Nedir stres tipi idrar kaçırma ve ne sıklıkla görülür?

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Stres tipi idrar kaçırma öksürüp aksırırken ya da bir takım eforlar yapılırken idrar kaçırılması olarak tanımlanmakta. Aslında en sık görülen idrar kaçırma tipi. Genel olarak baktığımızda,  hemülke içi hem de uluslararası araştırmalarda değişen oranlarda olmakla birlikte %50 lere varan oranlarda idrar kaçırma hali saptanmakta.

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Stres tipi idrar kaçırmada cerrahi çok başarılı. Cerrahi her hastaya uygulanır mı? Cerrahi dışındaki tedavi seçenekleri nelerdir?

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Evet, cerrahi tedaviler bu tip idrar kaçırmalarda oldukça başarılı sonuçlar veriyor. Kaçırmayı değerlendidiğimizde, şiddeti, sıklığı ve hayat kalitesini etkilemesine bakılarak tedavi şekline karar verilebilir. Her hastaya tabi ki cerrahi tedavi uygulamak durumunda değiliz. Cerrahi tedavi uygulamadığımız hastalar için de bir çok tedavi alternatifleri var. Bunların başında pelvik tabanla ilgili adelelerin güçlendirilmesi geliyor. Aslında ilk tedavi olarak nerdeyse tüm idrar kaçırmalarda ve özellikle stres tipi idrar kaçırmada ilk olarak önerilen bir yöntem bu. Bunun belli bir kişinin gözetimi altında yapılması, en az üç ay bir süre belli bir programa uyularak yapılması, önemli oranda ir başarı sağlıyor. Bunun için sabırlı olmak ve bu tedaviyi gerçekten uygulamak gerekiyor. Bunun dışında, bir takım elektriksel stimülasyon bazlı elektrotlar yerleştirilerek yapılan bazı tedaviler var. Bunların çok fazla başarılı olmadığı genel olarak görülmüştür ve fazla önerilmemekte. Ayrıca, medikal tedaviler de var. Medikal tedavilerin de bu gün kullanılabilir olanları göz önüne alırsak, kabaca iki maddeden bahsetmek gerekir: Birincisi, östrojen uygulaması, ikincisi de ülkemizde yeni uygulanmaya başlanan glossodini tedavisi.

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Stres  tipi idrar kaçırmada ilaç tedavilerinden de söz edelim. İlaçların nasıl etkilediği de merak konusu.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Kısaca östrojenden bahsedelim, özellikle vajinal bölgede östrojen eksikliğine bağlı atrofisi olanlarda, ağızdan alınan değil de, bölgesel olarak yani vajinal uygulamayla östrojenin etkili olduğunu söyleyen çalışmalar var. Bu şekilde uygulandığında hem o bölgenin kanlanmasını arttıran, hem de idrar kaçırmaya pozitif yönde katkısının olduğunu söylemek mümkün. Bu uygulama kabaca, mesane çıkışındaki direnci arttırıp, stres tipi idrar kaçırmayı azaltmaktadır. İkincisi ise, santral, yani beyin üzerinden sinirsel yapı üzerinden etkili olduğunu söyleyebileceğimiz glossodin tedavisidir. Bu tedavi de aslında, stres tipi idrar kaçırmayı tamamen kuru hale getirmeyi amaçlamak değil genellikle bir iyileşme sağlamak ya da ameliyat edemeyeceğimiz hastalar varsa ya da belli bir süre ameliyatın ertelenmesi gerekiyorsa, bu dönem içinde rahatlıkla uygulanan bir tedavidir. Pratikte de oldukça önemli bir yeri vardır. Çünkü, biraz önce bahsettiğimiz, östrojen tedavisi, pelvik taban egzersizleri ile cerrahi tedavi  arasında kalan tip  hastalar için uygulanan oldukça faydalı bir tedavidir. Uygulaması ise belli bir doz şemasına göre, giderek dozun artması şeklinde olur. Aslında bir antidepresan olarak tanımlanan bir ilaçtır ama o etkisinden ziyade mesane çıkışındaki direncin arttırılması için kullanılmaktadır.

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Doz ayarlaması söz konusu olduğunda yan etkiler akla geliyor tabi. Stres tipi idrar kaçırmada kullanan ilaçların ya etkileri nelerdir?

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Östrojenin yan etkileri malum, kontrolsüz olarak uygulandığında, başka organlarda başka tip rahatsızlıklar ortaya çıktığından, bunun mutlaka kontrollü olarak uygulanması gerekir. Glossodine gelirsek, özellikle mide bağırsak sistemiyle ilgili yan etki söz konusu. Bulantı bunarın başında geliyor. Öyle ki hastaların dörtte birini etkileyen bu etkiden dolayı ilacı bırakma oranı yüksek. Ancak, düşük dozda başlayarak, hastaların adaptasyonunu sağlayarak tam doza çıkmak, bu şikayetlerin azalttığı, adaptasyon sürecinde kolaylık sağladığı, hatta bazı hastalarda düşük dozda dahi istenen faydayı sağlamaları mümkün hale geldiği görülmüştür. Dolayısıyla bu doz aarlaması, yani düşük dozdan yüksek doza giden bir uygulama durumu en mantıklı seçim olarak görülüyor. Ayrıca, ameliyat olupta istenen faydayı sağlayamamış, her kes için değil ama  belli bir hasta grubu için de yarar sağlayabiliyor. Bununla birlikte zaman  zaman karışık tip idrar kaçırmada ya da belli yaş üstü hastalarda da fayda sağladığı görülen çalışmalar söz konusudur.

Prof. Dr. Süleyman Ataus: İdrar kaçırma tipleri arasında, hastalarımızdan daha az duyduğumuz bir idrar kaçırma tipi de cinsel ilişki sırasında idrar kaçırmadır. Bunu hangi tipe sokabiliriz?

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Evet, oldukça nadir ifade edilen belki de sorulmadığı sürece ifade edilmeyen bir idrar kaçırma tipi bu. Bunların bir kısmı stres tipi idrar kaçırmadır. Çünkü mesane belli bir doluluktaysa ve mesane çıkışında da yetersizlik yani stres tipi idrar kaçırmaya neden olan altta yatan sebep mevcutsa o zaman cinsel ilişki sırasında idrar kaçırma söz konusu olabilir. Bütün şikayetleri dinleyip, derinlemesine sorduğumuzda, hem hastanın ifadesinden hem de muayeneden bunu stres tipi idrar kaçırmaya sokabiliriz. Ancak hepsi stres tipi idrar kaçırma olmayabilir. Aynı zamanda mesane kaynaklı bir idrar kaçırma söz konusu olabilir. Burada genellikle, orgazm esnasında, mesanenin kontrolsüz kasılmasıyla, idrar kaçırması söz konusu olabilir. Bu da tabi yine idrar kesesinin dolu olması ile ilişkili bir durumdur. Birincisini stres tip idrar kaçırma tedavisi ile tedavi edilir. İkinci durum için ise bir tedaviye gerek olmayabilir.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen

Prof. Dr. Oktay Demirkesen

1962 yılında doğdu. 1980 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden, 1987 yılında ise İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1988-1993 yılları arasında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi aldı. 2002 yılında doçentlik ünvanını, 2008 yılında da profesörlük ünvanını aldı. Halen Forte Üroloji’de çalışmalarına devam etmekte.