Skrotal kitle ve testis tümörü

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Özellikle belli yaş grubu erkeklerde, torbada, skrotalda ele gelen kitleler ne anlama gelmektedir?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Böyle bir durumda, hastalar genellikle  genç yaşta olduğu için, torbada oluşan şişlikler, kitlelerde hastalarımız önce internete girip baktıklarında karşılarında ilk önce testis kanseri çıktığından, bize büyük bir telaşla gelirler. Oysa bu skrotum dediğimiz kesenin içinde testis dışında  başka organlar da vardır.  Testisin üzerinde epilidim denilen meninin depolandığı pek bilinmeyen küçük bir organ daha vardır. Testisin damarları, kordonları, onu asan bir yapı vardır. Bir de fıtık durumunda keseye inen batın içi organlar, bağırsaklar vardır. Bütün bunlar, skrotumda şişlik yapabilir. Dolayısıyla, torbada ele bir şişlik bir kitle geldiğinde, önce bu ayrımın yapılması gerekir. Orada ele gelen kitle testise mi aittir ya da testis dışında mıdır. Testiste ise onu öyle değerlendirmek gerekir. Ama dışında bir yapı ise, varikoselden, testisin çevresinde sıvı toplanması, fıtık, akut ya da kronik enfeksiyon gibi pek çok şey, skrotumda şişliğe sebep olabilir.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Bunlar arasında, en önemlisi, özellikle de genç yaş grubunu ilgilendirmesi açısından testis kanseridir. Testis kanserinin belirtileri nelerdir?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Tek kelimeyle, klasik olarak, testis kanserinin belirtisi testiste oluşan özellikle ağrısız şişliktir. Bunun her zaman net bir şişlik olması gerekmez, bir nodül, sertlik, testisin kıvamının  değişmesi sertleşmesi şeklinde de olabilir.Bu nedenle testiste oluşan her türlü değişikliğe karşı duyarlı olmak gerekir. Özellikle 15-35 yaş arası erkeklerin testiste oluşan değişikliklere karşı daha da duyarlı olması gerekir. Ve bu yaş grubunun, böyle bir şeyi farkettiklerinde hiç vakit geçirmeden bir ürologa baş vurmalarını şiddetle öneririm. Tabi bunun için de kişilerin, aynı hanımların meme kontrolü yaptığı gibi, özellikle bu yaş grubunun belli aralıklarla testislerini kontrol etmeleri gerekir ki, bu değişikliği fark edebilsinler.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Testis kanseri tanısı koyarken, muayene önemli. Peki bunun dışında neler yapmamız gerekir?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Testis kanserinin tanısını, çoğunlukla, hastanın hikayesinden ve yaptığımız muayene sonucundan büyük doğruluk oranlarında koyabiliyoruz. Ama yine de tanımızı destekleyecek bir takım tetkiklerimiz var elbette. Bunlardan bir tanesi, skrotal ultrasonografi, yani torbaya yapılan ultrasonografidir.Ayrıca, testis tümörlerinin torbaya salgıladığı, bazı maddeleri de kanda tespit edebiliriz. Ama gerek radyoloji, gerekse bu kan tetkikleri ne yüzde yüz doğrulukla tanı koydururlar, ne de bunların normal olması durumunda testis kanseri ekarte edilebilir. Yani, bir anlamda bunlar fizik muayenenin önüne geçemezler. Hekim görüşü ve düşüncesi çok daha önemlidir. Son bir ekleme de, testis kanserinde biopsi ile teşhis, konulamaz. Hatta çoğu zaman testisteki kitleye biopsi yapmak tıbbi bir hatadır.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Testis kanserleri tek tip midir? Bunun farklı tipleri var mıdır?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Testislerin, temel olarak iki işlevi vardır. Bir tanesi üreme, diğeri ise cinsel fonksiyonlarımızı yerine getirmedir. Yani hormonal ve sperm üretimi. Dolayısıyla bu işlevler için de farklı hücre tipleri vardır. Temel olarak, gen hücresi denilen spermlerin ana hücresi ve bir de gen dışı hücreler diye ayırabiliriz. Bu ikim farklı hücre grubundan, farklı tümörler gelişebilir. Bizim burada testis tümörü dediğimiz tümörler aslında gen hücrelerinden kaynaklanan tümörlerdir. Burada da başlıca iki grup vardır: Seminom olanlar ve seminom dışı olanlar. Bunların içinde de farklı tipler vardır. Bilinmesi gereken, hücre tiplerinin önemi var, çünkü bunların seyirleri farklıdır. Daha iyi, daha kötü olanı ya da daha erken metazdas yapanı, daha geç yapanı gibi farklı seyir edenleri olabilir. Bu da tabi ki, bizim temel olarak tedaviye yaklaşımımızı etkilemekte. Seminom olanlarla seminom dışı olanlara farklı tedavi yöntemleri ile yaklaşıyoruz. Ama bütün tiplere başlagıç tedavisi olarak orşiektomi dediğimiz, testisin alınması uygulamasıyla başlanır. Yani, tedavi orşiektomi ile başlar.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Hastada bir testis tümörü  tespit edildiğinde hastayı neler beklemektedir? Testisin alıması gerekir dediniz, genel olarak bu konudaki seyir nasıl olur?

Prof. Dr. Süleymen Ataus: Testisin alınması gerektiğini hastalar ilk duyduğunda, iki işlev açısından da bunda sonraki hayatlarının nasıl olacağı endişesine kapılırlar. Oysa, aynı böbrekte olduğu gibi, çift organlardan bir tanesinin alınması, hayatlarını  devamında, ne üreme sağlığı açısından ne de cinsel istek ve sertleşme açısından kişiyi etkilemez. Tabi karşı taraftaki testisin normal olması durumundan söz ediyorum. O tarafta da enfeksiyon gibi,  doğuştan bazı kusurlar gibi sorunlar var ise elbette işlevler sekteye uğrayacaktır. Ancak, karşı taraf normal olduğu taktirde, hastalar hiçbir şekilde, işlevsel açıdan bir sorun yaşamazlar. Estetik olarakta alınan testisin yerine, testis protezi koyarak da dışarıdan bakan birinin anlamasını imkansız hale getirebiliyoruz.

İlgili Yazılar

Prof. Dr. Süleyman Ataus

Prof. Dr. Süleyman Ataus

1960 yılında doğdu. 1977 yılında Kabataş Erkek Lisesi’nden, 1984 yılında ise İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1986-1991 yılları arasında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi aldı. 2000 yılında doçentlik ünvanını, 2007 yılında da profesörlük ünvanını aldı. Halen Forte Üroloji’de çalışmalarına devam etmekte.