Metabolik sendrom

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Son yıllarda,genel sağlıkla, metabolik sendromla ilgili pek çok şey duyuyoruz. Bize kısaca, metabolik sendrom nedir, ne sıklıkla görülür, bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Prof. Dr. Bülent Alıcı: Elbette. Metabolik sendrom, dediğiniz gibi,  son zamanların güncel konularından bir tanesi. Gerçek anlamda, kentsel hayatın maalesef bir yansıması. Metabolik sendrom dediğimiz zaman, tek bir ögeden değil, bir grup rahatsızlıktan söz ediyoruz. Bu aslında bir endokrinapati yani hormon sisteminin dengesizliği. Metabolik sendrom oldukça da sık görülüyor. Toplumda %22 oranında yani her beş kişiden birinde metabolik sendromla ilgili sıkıntılar var. Metabolik sendrom nedir dendiğinde, bunun dört tane ögesi var, olmazsa olmazlardan biri, insülin direncidir. Yani ya diabet (şeker hastalığı) ya da insülin direncinin olması gerekiyor. Bunun yanısıra, santral yağlanma dediğimiz göbek çevresi yağların olması ki, erkek için bu 102 cm.’den daha fazla olduğunda patalojik kabul ediyoruz. İkincisi, bazı kan yağlarının, bunlar içerisinde de  önemli olarak trigliseritin 150 değerinin üzerinde oluşu ya da iyi huylu yağlar dediğimiz, HDL’nin 40’ın altında oluşu, tansiyon yüksekliği( bu da 135-85 üzerindeyse anormaldir) gibi bazı faktörlerin bir arada bulunuşu ile ilgili bir tablodan bahsetmekteyiz. Yani kronik bazı hastalıklara zemin hazırlayan bir sendromdan bahsediyoruz.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Peki. Metabolik sendromun riskleri nelerdir? Kentsel yaşam dediniz, bundan korunmak için, neler yapabiliriz  diye düşünmek için her halde riskleri değerlendirmek lazım.

Prof. Dr. Bülent Alıcı: Elbette, biraz önce saydığım kriterlerden, ensülin direncinin kendisi tek başına diabeti oluşturmakalp damar hastalıklarının ortaya çıkışını kolaylaştırma ve özellikle ürolojiden bahsedersek, idrar yoluna ait ya da erkek sağlığına ait bazı bozukluklara yol açması söz konusu. Nasıl etkileyebilir diye biraz açarsak, örneğin, kan yağlarının yüksekliği kalp damar sistemini bozabiliyor. Diabet idrar kesesinin çalışma sistemini ve erkek sağlığı açısından sertleşme bozukluklarına yol açabiliyor. Tansiyon yüksekliği aynı şekilde, erkek cinsel sağlığını olumsuz etkileyen unsurlardır. Bu bir hormon patalojisidir (endopati) demiştik, erkek sağlığında, erkeklik hormonu olan testestoronun önemi vardır. Metabolik Sendromda, testestoron hormonunda da düşüş görülmektedir. Bu da  uyku düzenimiz, kemik sağlığı, kemik erimeleri, matematiksel işlemleri yapabilme yeteneğimiz, kas kuvvetimiz, cinsel arzu, isteğimiz ya da sertleşme kalitemiz gibi,  geniş bir spektrumda bozukluklara yol açabiliyor. Yani metabolik sendromla erkek sağlığı testestoron üzerinden bir biriyle ilişkilidir ve testesteronda bir düşüklüğe yani endokrin bir bozukluğa yol açtığı için de gerek erkek sağlığı gerekse idrar yollarının bazı başka rahatsızlıklarına da zemin hazırlar.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen: O halde, erkek sağlığında oluşturduğu bozukluklarla, metabolik  sendrom önemli bir tablo, üroloji içerisinde. Sizin de az önce söylediğiniz gibi sadece cinsel işlev sorunları değil, bunun dışında, idrar yapma zorluğu, prostat enflamasyonu ve büyümesi ile ilgili oluşturduğu işeme problemleri hatta bazı ürolojik kanserlerle ilişkisi konusunda da yayınlar olduğunu biliyoruz. Örneğin, özellikle mesane ve idrar yolunun içini döşeyen hücrelerle ilgili kanser oluşturduğu ya da ilişkili olduğuna dair yayınlar var. Bütün bunları birlikte değerlendirdiğimizde, tedavi şekli ya da ne yapılmalı sorusu büyük önem kazanıyor. Bütün bu hastalıkların yanı sıra, zannediyorum bu metabolik sendromu ürolojik açıdan da önemsemek durumundayız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Bülent Alıcı: Çok haklısınız. Sadece hormon eksikliği değil, bazı kanser türlerinin gelişimi ile de ilişkili olduğu hatta bazı işeme sorunlarına da yolaçtığı biliniyor. Yani bir kişide prostatın illa büyümesi gerekmiyor, o bölgede yaratılan enflamasyon bir çeşit ödem, metabolik sendromun yarattığı bazı sıkıntılara zemin hazırlıyor. Dolayısıyla işeme sorunu olan , cinsel sağlığı, erkek sağlığıyla ilgili bir sıkıntısı olan ya da bir tarama testinden geçme ihtiyacında olan  orta yaş üzeri erkeklerde, mutlaka, sadece ürolojik değil metabolik değerlendirme de yapıyoruz. Metabolik değerlendirme çok basit olarak yapılır. Kan testleriyle, fizik muayeneyle biz bunu ayırt ediyoruz. Böylece, kişinin, alt üriner sistem, işeme problemleri, bir kanser riski taşıyıp taşımadığı, erkek cinsel sağlığı veya erkek sağlığı ile ilgili bir desteğe ihtiyacı olup olmadığını belirliyoruz. Metabolik sendrom mutlaka düzeltilmesi gereken bir endokrinopatidir. Çünkü, en başta da söyledik, sedanter hayat, stresli hayat, gıdalarımızın çok rafine olması hep buna zemin hazırlıyor. İnsülin direnci bu işin başlangıç noktası. Kan yağlarının dengesizliği, tansiyon yüksekliği gibi bir çok faktör sadece bir organı değil, neredeyse bütün organları etkileyen bir grup rahatsızlığı oluşturuyor. Metabolik sendromu bu yüzden biz önemsiyoruz ve tek bir ögeyi değil tamamını değerlendirerek birlikte tedavi ediyoruz. Erkek sağlığında sadece sertleşme sorununu çözmüyoruz ya da işeme sorunu olana sadece belli bir ilaç vermiyoruz, koruyucu hekimlik adına da kişinin risk faktörlerini en aza indirmek için metabolik sendromdan da kurtarmaya çalışıyoruz.

Prof. Dr. Bülent Alıcı

Prof. Dr. Bülent Alıcı

1959 yılında Gaziantep’te doğdu. 1977 yılında İstanbul Amerikan Robert Koleji’nden, 1983 yılında ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1986-1990 yılları arasında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi aldı. 1999 yılında doçentlik ünvanını, 2005 yılında da profesörlük ünvanını aldı. Halen Forte Üroloji’de çalışmalarına devam etmekte.