Erkeklerde İdrar Kaçırma ve Tedavi Yöntemleri

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- Hocam, idrar kaçırmada kullanılan yöntemlerden biri de , hastaya yapay sfinkter takılması. Önce,  bu yapay sfinkter nasıl bir alettir, bundan bahseder misiniz?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Sizin de söylediğiniz gibi, yapay sfinkter, mesane çıkışında idrar tutmaya yaranan adelenin, haraplanması durumunda, kullanılan bir cihaz. Silikondan yapılmış, yani vücudun kabul edeceği bir materyalden oluşturulmuş bir  cihazdan bahsediyoruz. Üç bölümü var yapay sfinkterin. Bir tanesi su haznesi, içinde su biriken. Diğeri, idrar çıkış borusu çevresine yerleştirdiğimiz kelepçe ve bu aleti çalıştırabilmek için koyulan bir kumanda düğmesinden oluşuyor. Kabaca yapay sfinkter diye tanımladığımız cihaz budur.

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- İdrar kaçıran hasta ve yapay sfinkter. O zaman, her idrar kaçıran hastaya yapay sfinkter olur mu? Kime uygulanır?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Evet, şöyle ki, öncelikle bu durumda erkeklerden bahsediyoruz. Genellikle de bir ameliyat geçirmiş, prostata yönelik, özellikle prostat kanseri veya normal prostat büyümesi nedeniyle geçirilmiş ameliyatlardan sonra, biraz önce bahsettiğimiz, bu adelenin haraplanması durumunda, idrar kaçırma gerçekleştiği durumlarda, yapay sfinkter öneriler arasında yer alıyor. Bunun dışında başka tedavi alternatifleri de var ama altın standart olarak kabul ettiğimiz ve başarı şansı, en yüksek olarak tanımlayabileceğimiz yöntem, yapay sfinkter uygulamasıdır. Yani, sonuç olarak, her hastaya değil, daha çok orta, ileri düzeyde idrar kaçıraması olan hastalarda, eğer diğer tedavi yöntemleri uygun değilse yapay sfinkteri öneriyoruz.

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- Peki, bu apay sfinkter nasıl çalışıyor, nasıl bir mekanizmayla çalışıyor? Kolay mı? Hasta kolayca uyum sağlayabilir mi?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Tabi, çok güzel bir soru. Şu açıdan, bunu kullanabilmesi için bir kere hastanın ellerini kullanabilmesi gerekiyor. Ve buna hakim olabilecek ya da uygulayabilecek mental bir seviyede olması lazım. Mesane fonksiyonlarının, bu cihaz uygulanmadan önce mutlaka incelenmesi gerekir. Bir de idrar çıkış borusunun bütünlüğünün bozulmamış olması lazım. Bunun dışındaki hastalarda bu yöntem uygulanabilir. Nasıl çalışıyor? Biraz önce bahsettiğimiz gibi torbaya yerleştirilen bir kumanda düğmesi var. Bu düğmeye bastığımızda, idrar çıkış borusu çevresindeki kelepçe açılıyor ve hasta idrarını yapıyor. Ondan sonra  otomatik olarak kendisi belli bir zaman içerisinde tekrar kapanarak, idrar tutmanın devamını sağlıyor.

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- Biraz da ameliyat tekniğinden söz etseniz hocam.

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Tabi. Üç ayrı parçadan bahsettik. Bunlar çeşitli yöntemlerle yerleştirilebilir. Ya perine dediğimiz torba ile makat arasında kalan bölgeden yapılan bir

kesiyle ya da penis köküne yapılan bir kesiyle yerleştirmek mümkün. Bu parçalardan su haznesini mesanenin yanına, idrar kesesinin yanına yerleştiriyoruz. İkinci parçayı idrar çıkış borusunun çevresine, kumandayı da her iki testisin ortasına torbaya yerleştiriyoruz. Dolayısıyla, ameliyat bu şekilde uygulanıyor. Genellikle, ameliyat dönemi, oldukça kısa olan bir ameliyattan bahsediyoruz.

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- Tam da bunu soracaktım, ameliyat sonrası ne kadar hastanede kalınır?  Bir de hemen hasta kullanmaya başlayabilir mi sfinkteri?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Evet. Ameliyattan sonra, hastanede kalış süresi, genellikle, bir gün olarak uygulanıyor. Her hangi bir beklenmeyen durum olmadığı müddetçe. Hemen uygulamaya geçilmiyor. Dokuların iyileşmesini bekliyoruz. Bu da  4-6 hafta arasında geçen bir süre. Erken dönemde tek şey, oraya yapılan kesilerin, idrar sızıntısından korunması ki yara iyileşmesinin gecikmesi söz konusu olmasın.

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- Peki, biliyoruz ki, her ameliyatın bir başarı oranı var. Burada bir de bir cihaz var. Buradaki, başarı oranı nasıldır, hocam?

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Burada genellikle, başarı oranları, çeşitli çalışmalarda, farklı olarak yayınlanmış durumda. Bunun sebebi de şu, idrar kaçırmanın tanımı tabi çok önemli. Yani, neyi başarı olarak kabul ediyoruz. Genellikle %80’in üzerinde 90’a varan başarılardan bahsetmek mümkün. Birkaç damla idrar kaçırmayı eğer göz ardı edersek, bu oranlara ulaşmak mümkün. Ki, bu da hastanın hayat kalitesini oldukça arttıran bir durum diye, düşünüyorum.

Prof.Dr.Süleyman Ataus:- Peki, son olarak, bu ameliyattan sonra, beklenmeyen, olası komplikasyonlardan da söz edelim.

Prof.Dr.Oktay Demirkesen:- Şimdi, tabi, neticede hastaya yerleştirilen, vücut dışından bir materyalden bir sistemden bahsediyoruz. Dolayısıyla, bu durumda enfeksyon, çok önemli bir hal alıyor. Biz operasyon sırasında ve sonrasında, gerekli önlemleri almakla birlikte, uzun dönemde enfeksiyonla ilgili bir sorun ortaya çıkabilir. Bunun dışında bu sistem bir mekanik yapı. Suyun içinde dolaştığı borular sisteminden bahsediyoruz. Dolayısıyla mekanik bir sorun ortaya çıkabilir. Bir de idrar çıkış borusunun çevresine yerleştirdiğimiz kelepçeyle ilgili uzun dönemde idrar çıkış borusunun incelmesi ya da orayala ilgili başka komplikasyonların oluşması söz konusudur. Ancak bütün bu komplikasyon olasılığına rağmen bunun oranları oldukça düşüktür. Hastaların genelde memnun oldukları önemli bir tedavi alternatifidir.

Prof. Dr. Oktay Demirkesen

Prof. Dr. Oktay Demirkesen

1962 yılında doğdu. 1980 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden, 1987 yılında ise İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1988-1993 yılları arasında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi aldı. 2002 yılında doçentlik ünvanını, 2008 yılında da profesörlük ünvanını aldı. Halen Forte Üroloji’de çalışmalarına devam etmekte.